Tanrı Dağları’ndan Tuna Nehri’ne Türklerin millet oluşu.

Türk adı, günümüzde aynı dili konuşan, ortak bir tarihi olan ve böylece belirli özellikler kazanan insanların ortak adıdır. Türk ayrıca hemen her devirde, daha altta ortak isimler almış olan küçük kitlelerin üzerinde, birleştirici büyük bir kimlik kazanmıştır. Günümüzde sadece Türkiye’de değil dünyanın daha birçok bölgesinde bu dilin ayrı lehçelerini konuşan ve aynı kültüre sahip olan insanlar vardır. Türk adı böylece; Özbek, Türkmen, Tatar, Kırgız, Kazak, Uygur ve benzeri isimlerin üzerinde birleştirici üst kimlik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk adı, tarihi kaynakların henüz yeteri kadar bilgi vermediği ilk dönemlerde doğrudan bir devletin adı olarak kullanılmamış olsa da, ırki olarak ortak özellikleri olan insanların “Hiung-nu” devletinde bir araya gelerek milletleşme süreçleri yaşadıkları bilinmektedir. Milattan sonraki yüzyıllarda Türk adı, devletin esas kütlesini teşkil eden boyun adı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk adı siyasi birlik olarak değil de kültürel bir birliğin adı olarak sonradan yükleneceği büyük birleştirici özelliğini de miladi yıllardan itibaren kazanmıştır.

Türk adı devlet kurucusu boyun ismi, yani birleşen kalabalık bir kitlenin ismi olarak ilk kez Gök-Türk devletinde kullanılmıştır. Gök-Türk Devleti’nin batı sınırlarındaki İslam kaynakları Türkler hakkında daha geniş ve kesin bilgiler vermektedirler. Dolayısıyla Türk daha çok İslam halifeleri döneminde yaygın bir anlam kazanmıştır. Bu devirde Türk adı hayli geniş bir şekilde anılmakta ve Doğu Avrupa’daki Türk boyları da Türk’ün yakın akrabaları olarak kabul edilmektedirler. Türk adı etrafındaki birliktelikte, özellikle dil çok etkili olmuş, hem aynı dili konuşan hem de ortak özellikler içerenlerin ortak adı olmuştur.

Türk adının kesin bir anlam kazandığını ifade eden kaynakların ortaya çıktığı X. yy’da Karahanlı Devleti’nin adı doğrudan Türk ismini taşımasa da bu devletin bir Türk devleti olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir. Yine Türk adını Batı’ya taşıyan Selçuklu sülalesinin kurduğu devletin adı Selçuklu Devleti olmasına rağmen komşuları onları hep Türk olarak anmışlardır.

Türk adı XI. Yüzyıl sonlarında Batı Asya’ya taşınmış, Türklerin oturduğu yer demek olarak “Turkia” adı kısa bir süre sonra sonra şimdiki Türkiye toprakları için Avrupalılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

Türklerin bir kısmı Türkistan topraklarından göç etmiş olsa da büyük bir kısımı bu topraklarda kalmışlar ve siyasi gelişmelerin getirdiği ayrışma neticesinde kendilerine farklı adlar vermiş veya almışlardır. Oğuz, Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen, Tatar, Karluk, Uygur, Başkurt, Saka, vb. Her ne kadar farklı isimler alsalar da hepsinin konuştuğu dilin aynı olduğu kesin olarak tespit edilmiştir. Bunların bazıları “Türk dili konuşan halklar” olarak anılmışlardır. Bunun sebebi insanların tam olarak ne zaman Türk olduklarını belirlemenin bir hayli zor olmasıdır. Bu zaman dilimi çağdaş bilimin ulaşamadığı çok eski zamanlardır. Tanrı Dağları‘ndan Tuna Nehri‘ne kadar geniş bir alan yaşayan insanlar uzun yıllar boyunca bir arada yaşamışlar ve kaynaşmışlardır. Binlerce yıl süren bu ortak ve geniş alanda yaşama, özellikle konuşulan dildeki sözcüklerde ortaklıkların oluşmasına sebep olmuştur. Böylece başlıca at, ot, et, it, ok gibi kelimelerden oluşmuş dille anlaşanlara Türk denilmiştir.

Türkler müslüman olduktan sonra Türklük ve İslamiyet kavramları birbirleri ile bütünleşmiştir. Hatta batıda “Türk demek müslüman demek” şeklinde anılmaya başlanmıştır. İslam ülkelerinin çoğunda İslam dinine giren bir yabancı “Türk olmuş, TürkmanTürkmen olmuş” şeklinde anılmıştır. Türkler kurdukları her devlette bu bütünlüğü korumuşlardır. Günümüzde bile pek çokları için Türk ve müslüman olmak birbiri ile iç içe girmiş kavramlardır.


Kaynakça;
BAYKARA Tuncer, Türkler Ansiklopedisi, C.1, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002.

KAFESOĞLU İbrahim, Türkler Ansiklopedisi, C.1, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002.
KAFESOĞLU İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken, İstanbul 1997.

Cevap Yaz

Yorumunuzu Girin
Adınızı Girin