Kılık Kıyafet Kanunu Öncesi Giyim ve Kuşam

Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan belirli değişikliklerle birlikte 1925’den 1934 yıllarına kadar giyim kuşam konusunda büyük bir takım değişikler yapılmış, öncelikle şapka daha sonra da kılık kıyafet konusunda kesin kanunlar çıkarılmıştır.

Cumhuriyet öncesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde giyim konusunda çok farklı bir yapılanma bulunmaktaydı. Özellikle padişahlarda ve saray eşrafında görülen; kavuk, sarık, kaftan ve özel dikim elbiseler ile halk kesiminde görülen şalvar, gömlek, kuşak ve yelek gibi elbiseler vardı.

İmparatorlukta ilk defa II. Mahmut zamanında yapılan bir devrim ile sarık ve cübbe yasaklanmış ve memurların fes, pantolon ve ceketten oluşan bir takım giymesi zorunluluğu getirilmiştir. Tunus üzerinden Türkiye‘ye Kaptan’ı Derya Koca Hüsrev Paşa tarafından getirilmiş olan fes, bu dönemde Türk askerleri ve memurları için kullanımı zorunlu bir hale getirilmiş giyim elemanlarından biridir.

İlerleyen dönemlerde Osmanlı’da giyim kuşam farklı kararlar ile değiştirilmiş ve Sultan Abdülmecit döneminde tüm memurların pantolon giymesi zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca padişah kendisi de kravat takarak Türk topraklarında kravatı bir kültür haline getirmiştir.

1900’lü yıllarda Beyoğlu semtinde açılan Rus şapkacı dükkanları, Anadolu topraklarında şapkanın bir kültür hale gelmesini sağlamıştır. Daha sonraki dönemlerde birçok farklı grup tarafından özel olarak tercih edilen şapkalar Cumhuriyet Dönemi ile birlikte Türk kültüründe Kılık Kıyafet Kanunu kapsamında gösterilmiş ve Mustafa Kemal Atatürk 1925 yılında elinde şapka ile halkın karşısına çıkması ile şapkayı önemli bir noktaya ulaştırmıştır.

Özellikle şapka devrimi ve kılık kıyafet devrimi sonrasında Türkiye’de birçok farklı tartışmalar başlamış ve bununla ilgili bazı din adamları tepkiler ortaya koyarak, bu devrimin Türk kültüründe büyük değişikliklere neden olacağını iddia etmişlerdir. Net olarak 25 Kasım 1925‘te çıkarılan Şapka Kanunu ve 3 Aralık 1934 tarihinde yayınlanan kıyafet kanunu uzun yıllar boyunca Türk topraklarında halk ile devlet arasında belirli bir farklılığın oluşmasına neden olmuştur.

Kıyafet Kanunu Neden Çıkarıldı?

Bu kanunlar, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk halkına daha çağdaş bir görüntü kazandırabilmek için ve toplumda giyim kuşam noktasında birlik sağlamasını elde etmek amacıyla uygulanmıştır. İlerleyen dönemde çıkarılan kanunlarla da din adamlarına ibadet yerlerinde de belirli bir giyim zorunluluğu getirilmiştir. Kanunlarda sadece çok büyük ve kalabalık alanlarda bulunan din görevlilerinin dini kıyafetleri ile dolaşmasına izin verilmiştir.

Dönem içerisinde bu kıyafetleri ve çıkartılan kanunları benimseyerek kendiliğinden kılık kıyafetini düzenleyen insanlar olduğu gibi tamamen karşı çıkarak eski kıyafetlere uymaya çalışan insanlar da olmuştur. Kanun tarafından belirlenen yaptırımların uygulanması ile giyim ve kuşam konusunda toplum, belirli bir standarda ulaştırılmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra çok kısa sürede gerçekleştirilen iyileştirmeler ile birlikte Türkiye’de birçok gelişme yaşanmıştır. Bu kapsamda 1925 yılında ve 1934 yılında çıkarılan farklı kanunlar ile birlikte hem memurların hem de halkın kılık kıyafeti konusunda belirli kurallar oluşturulmuştur. Mustafa Kemal Atatürk tarafından gerçekleştirilen bu devrimler, kanun kapsamında belirli tip kıyafetlerin giyilmesini zorunlu hale getirirken bazı kıyafetlerin giyilmesini ise yasaklamıştır.

Kılık Kıyafet Kanunu, kadınlar açısından daha esnek bir yapıya sahip olup, belirli zorunluluklar getirmek yerine kadınları daha çağdaş kıyafetler giymeye teşvik etmeye çalışmıştır.

Kıyafet Kanunu Yaptırımları ve Günümüzdeki Yeri

Kadınların daha çağdaş bir giyim tarzına kavuşturulması ve toplumun daha modern bir seviye ulaştırılması için belirli dönemlerde yerel yönetimler tarafından girişimler gerçekleştirilmiştir. Hatta toplum içerisinde erkekler için çıkarılan Şapka Kanunu’nun bir benzerinin bayanlar için de çıkartılması talep edilmiş ve bazı basın kurumları bu konuyla ilgili çalışmalar gerçekleştirmiştir. Bu konu ile ilgili hükümet tarafından çıkarılmış bir kanun olmamasına rağmen bazı yerel yönetimler süreç içerisinde kadınların çarşaf ve peçeyi bırakması için cezalar uygulamışlardır. Bu konuda daha önceki dönemlerde peçe ve çarşaf ile ilgili olarak kıyafet kanunu kapsamında bulunmayan uygulamalar; Tirebolu Belediyesi, Trabzon Vilayet Meclisi ve Bodrum Kent Konseyi tarafından ortaya çıkarılarak kadınlar için uygulanmaya çalışılmıştır.

1925 yılında çıkarılan Şapka Kanunu ile birlikte devlet memurlarının şapka giymesi zorunlu tutulurken cübbe ve sarık gibi kıyafetlerin din alanı dışında giyilmesi yasaklanmıştır. Ardından geçen 9 yıllık süre sonrasında 1934 yılında çıkarılan Kılık Kıyafet Kanunu ise dini kıyafetlerin sadece din adamları tarafından ibadet yerlerinde giymesine yönelik olarak karar alınmıştır.

Kanun, Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun adıyla mecliste görüşülerek onaylanmış ve 1982 anayasasının 174. maddesinde inkılap kanunları bölümünde yer alarak günümüze kadar ulaşmıştır. Yakın dönemde ülkemiz genelinde bu kanunun birçok uygulaması durdurulmuş ve hem yerel mahkemeler hem de yerel yönetimler halk üzerinde baskı uygulamaktan vazgeçmiştir. İlerleyen tarihle birlikte kanun yaptırımları da eskimiş ve kullanılmaz hale gelmiştir. Bu neden ile günümüzde de bu kanun uygulanmamakla birlikte Türk halkı tamamen istediği gibi giyinerek yaşamaya başlamıştır. Buna karşın hali hazırda yönetmelikler gereği memurların ve üniformalıların kıyafet zorunluluğu vardır.

Kılık Kıyafet Kanunu
3.1 (62.3%) 87 vote[s]

Cevap Yaz

Yorumunuzu Girin
Adınızı Girin