Home Nedir İstiklal Mahkemeleri

İstiklal Mahkemeleri

0
22
İstiklal Mahkemeleri, Duruşmadan Bir Kare

İstiklal Mahkemeleri, Milli Mücadele döneminde TBMM’nin otoritesini sağlamak, yurtta artan iç tehditleri kontrol ederek bunların sorumlularını hızlı ve kesin bir biçimde cezalandırmak amacıyla kurulmuştur. Kuruluşu TBMM’nin 21 nolu kanunu olan “Firariler Hakkında Kanun”un yürürlüğe girmesiyle olmuştur.

İstiklal Mahkemeleri’nden Önceki Genel Durum

İstiklal Savaşı‘nın en büyük sorunlarından biri de asker kaçaklarıydı. I. Dünya Savaşı‘nda başlayan asker kaçaklığı, 1918 yılında 300 bin kaçak sayısına ulaşarak önemli bir mesele haline geldi. Bitmek bilmeyen savaş yılları halkı savaştan usandırmış, askerlikten soğutmuştu. Mondros Mütarekesi‘nden sonra Osmanlı Hükümeti, askerliği kaldırdığını halka ilan etti. Bu sırada bazı yayınlar, “padişahın sulh yaptığını, ülkede herhangi bir işgal olmadığını, kendilerini ihtilal hareketine çağıran hainlere itibar etmemeleri” yönünde propaganda yapıyorlardı. Böylece halkı askere çağırmak giderek zorlaşıyor, askerden firar edenlerin sayısı ise iyiden iyiye artıyordu.

Asker kaçaklarındaki bu artışın en büyük sebeplerinden biri de firariye verilen cezaların yetersizliği, hafifliği ve uygulanmamasıydı. Kaçaklar genellikle memleketlerine gidiyor, hırsızlık ve yağmacılık gibi işler yapıyorlardı.

Bu sorun savaşın genel seyrini etkileyecek hale gelmişti. Zira firariler kaçarken yanlarına silah, cephane ve atları da alıyorlardı. Birlik içindeki işler, er sayısındaki azlık nedeniyle sürekli aksıyordu. Kaçakların yaptıkları soygunculuk ve adam öldürme yüzünden geri bölgelerdeki asayiş de bozulmuştu.

Henüz merkezi otoritesini kuramayan Ankara Hükümeti, düzenli orduyu desteklemek üzere Çerkes Ethem‘in kuvvetlerine başvurmuştu.

İstiklal Mahkemeleri’nin Kurulması

Yurtta ayaklanmalar ve tahrip edici propagandalarla artan iç tehditlere karşı Mustafa Kemal Paşa, 23 Mart 1920 tarihinde bu ihanetlerin cezalandırılması için bir kanun çıkarılmasını istedi. Böylece mecliste yapılan uzun tartışmalar sonucu “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” çıkarıldı.

Gerekli kanun çıkarılmıştı, ancak bu yine de yeterli bir çözüm değildi. Zira kanunu uygulamak gerekiyordu. Dolayısıyla meclisteki en büyük mesele kanunun hangi mahkemelerce yürütüleceği oldu. O dönemde memlekette ‘sivil‘ ve ‘harp‘ olmak üzere iki yargı organı vardı. Ancak bu iki mahkeme de savaşın olağanüstü koşullarına uygun görev yapacak vaziyette değillerdi. Bu divanların ağır işleyişinin aksine, çabuk ve kesin karara varacak yeni bir mahkemenin kurulması gerekliliği açıktı. Tartışmaların bir diğer konusu olan yargılamaların nerede olacağı sorusu da epeyce tartışıldıktan sonra suçun işlendiği yerde yapılması kararına bağlandı.

İstiklal Mahkemeleri, Duruşmadan Bir Kare

Böylece İstiklal Mahkemeleri‘nin kurulma kararı, 11 Eylül 1920 tarihinde çıkarılan “Firariler Hakkında Kanun” adlı yasa uyarınca alındı.

Mustafa Kemal Paşa, 18 Eylül’de Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa‘nın da imzasını taşıyan mahkemelerin kurulması gereken bölgelerle ilgili teklifini meclise sundu. Teklifte yer alan bölgeler şöyledir:

  1. Kastamonu Mıntıkası
  2. Eskişehir Mıntıkası
  3. Konya Mıntıkası
  4. Isparta Mıntıkası
  5. Ankara Mıntıkası
  6. Kayseri Mıntıkası
  7. Sivas Mıntıkası
  8. Maraş Mıntıkası
  9. Ma’murat’ül Aziz Mıntıkası
  10. Diyarbekir Mıntıkası
  11. Bitlis Mıntıkası
  12. Refahiye Mıntıkası
  13. Erzurum Mıntıkası
  14. Van Mıntıkası

İsmet Bey‘in teklifiyle önergede belirtilen yedi mahkemenin (Kastamonu, Eskişehir, Konya, Isparta, Ankara, Kayseri, Sivas) acele olarak, diğer yedi bölge mahkemesinin ise gerektiğinde kurulması kabul edildi. Bu sayı sonradan sekize çıktı. Mahkemelerin bölge sınırları Misak-ı Milli hudutları dikkate alınarak belirlendi.

İstiklal Mahkemeleri’nin Yapısı ve İşleyişi

İstiklal Mahkemeleri, Fransız İhtilali‘nin ‘İhtilal Mahkemeleriörnek alınarak kurulmuştur. Bu ihtilal mahkemelerinden farklı olarak mahkeme üyeleri, TBMM azaları arasından seçilmiş, böylece meclisle ahenkli bir çalışma yürütülmüştür.

Bu mahkemeler klasik hukuk mahkemeleri olmadıkları için demokrasi ilkelerini (insan hak ve özgürlükleri) gözetmezler, yapıları itibariyle devrim mahkemeleridir. Ayrıca yasama ve yürütmeyi elinde tutan TBMM, yargıyı üstüne alarak kuvvetler birliğini esas kılmıştır.

Temelde asker kaçaklarının cezalandırılması için kurulan mahkemenin yetkileri, kısa bir süre sonra yolsuzluk, casusluk, soygun, saldırı/tecavüz, bozgunculuk ve ayaklanma gibi vatana ihanet suçlarını da kapsayacak biçimde genişletildi. Mecliste başta Hamdullah Suphi Bey olmak üzere bazı kişiler, mahkemelerin yetkilerinin çok geniş olduğunu ve bunların kısıtlanması gerektiğini söylüyordu.

TBMM adına karar alan İstiklal Mahkemeleri‘nin hükümleri her şeyin üzerinde olup temyizi mümkün değildi. Kanun uyarınca alınan kararların uygulanışından sivil/asker herkes sorumluydu.

Duruşmalar halka açık olarak yapılmakta; gazeteler bir gün öncesinden duruşmaların konusunu ve yapılacağı vakti halka duyuruyorlardı. Halk tarafından büyük bir alakayla takip edilen duruşmalarda suçlu/suçlular hakkındaki iddia okunur, suçlunun savunması dinlenir, daha sonra mahkeme üyelerinin vicdani kanaate dayalı kararı bildirilirdi.

İstiklal Mahkemeleri, Halka Açık Olarak Yapılan İnfaz

Kararın verilişinde delile gerek olmasa da mahkeme üyeleri delile öncelik veriyordu. Delil yetersizliğinden pek çok kişi beraat etmişti. Suçlu bulunan kişilere suçunun çeşidi ve boyutuna göre hapis cezasından idam cezasına kadar her türlü ceza verilebiliyordu.

Yunan ordusuyla işbirliği yapan ve Türk ordusunda moralsizliğe sebep olanlara 10-15 yıl hapis, suçu etkili ise oy çokluğuyla idam cezası veriliyordu.

Casusluk suçu en önem arz eden dava konularından biriydi. Casus olduğuna hükmedilen kişinin suçu ispat edilebiliyorsa idama mahkum ediliyordu. Suç şüphede kalıyorsa ya sınırdışı ediliyor ya da savaşın sonuna kadar kalmak üzere Doğu Anadolu‘ya sürgün ediliyordu.

Devlet hesabına çalışanlar arasında görevini kötüye kullanan, yolsuzluk yapan ya da görevini bırakıp kaçanlara; zararı ödetmek, görevden tard, hapis ve halka teşhir cezaları uygulanıyordu.

Soygunculuk, adam kaçırma, cinayet ve tecavüz gibi ağır suçların cezası ise idamdı. Kaçmaktan başka suçu olmayanlara kaçış sayısına göre hekim gözetiminde ve askerin önünde 40-100 değnek cezası veriliyordu. Teslim olmayan asker kaçaklarının evleri ateşe veriliyor, kaçağın yerine ailesinden biri askere alınıyor ve mahallesindeki herkese ağır para cezası veriliyordu. Kaçağa yardım ve yataklık edenler de (muhtar ve imamlar dahil olmak üzere) çeşitli cezalara çarptırılıyordu.

Silahı, cephanesi ve atıyla kaçan, soygun, cinayet, tecavüz gibi suçları işleyenlere askerin önünde kurşuna dizme ya da halkönünde darağacına asma gibi ibretlik idam cezaları veriliyordu.

İstiklal Mahkemeleri görevlerini icra ederken Meclis ile devamlı yazışma halindeydi, böylece Meclis, mahkemelerin faaliyetlerini yakından takip edebiliyor, gerekli görürse mahkemeyi lağvedebiliyordu. Mahkemeler, göreve başladıkları tarih itibariyle düzenli olarak af beyannameleri yayınlayarak ağır olmayan suçlar için af çıkarıyordu.

Ankara İstiklal Mahkemesi, Ali Çetinkaya, Kılıç Ali, Necip Ali, Reşit Galip
Ankara İstiklal Mahkemesi, Ali Çetinkaya, Kılıç Ali, Necip Ali, Reşit Galip

Kurulan mahkemeler arasında en önemli olan baktığı davalar dolayısıyla şüphesiz Ankara İstiklal Mahkemesi‘dir. Osmanlı Hükümeti, Çerkes Ethem, İngiliz casusu Mustafa Sagîr, Kuva-yi İnzibatiye, Yeşil Ordu gibi önemli davalara bakmıştır. Kurtuluş Savaşı içinde 11 Eylül 1920‘den 31 Temmuz 1922‘ye kadar 4-5 aylık bir aradan sonra 12 İstiklal Mahkemesi ve 1922 sonuyla 1923 Mayıs ayına kadar iki tane olmak üzere, 19221923 yılları arasında 14 İstiklal Mahkemesi çalıştı. Ankara İstiklal Mahkemesi, görevine aralıksız devam eden tek mahkeme oldu.

Mahalli olarak haksız ve keyfi uygulama örnekleri olsa da genel anlamda İstiklal Mahkemeleri, kuruluş amacını yerine getirmiş, yurttaki iç sorunları büyük ölçüde çözüme kavuşturarak TBMM‘nin güvenilirliğini ve otoritesini sağlamıştır.

İstiklal Mahkemeleri
5 (100%) 24 vote[s]

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Yorumunuzu Girin
Adınızı Girin