Dede Korkut Kitabına Göre Kadınlar

Asıl adı “Kitâb-ı Dede Korkud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzân” olan ve “Dede Korkut Hikayeleri” olarak bildiğimiz eserin ‘Mukaddime’ bölümünde Dede Korkut, kadınları dört gruba ayırmaktadır:

“Ozan söyler:

Karılar dört türlüdür;
Birisi solduran sopdur
Birisi dolduran topdur
Birisi evin dayağıdır
Birisi de ne kadar dersen bayağıdır.

SOLDURAN SOP odur ki, sabahleyin yerinden kalkar. Elini yüzünü yıkamadan dokuz bazlama ile bir külek (tahta kova) yoğurt gözler. Doyuncaya kadar tıka basa yer. Elini böğrüne koyar ve ‘Bu evi yıkılası kocaya varalıdan beri daha karnım doymadı, yüzüm gülmedi, ayağım pabuç, yüzüm yaşmak görmedi. Ah n’olaydı, bu öleydi, birine daha varaydım, umduğumdan daha uygun olaydı‘ der. Onun gibisinin Hân’ım, bebekleri yetişmesin; ocağına bunun gibi avrat gelmesin.

DOLDURAN TOP odur ki, dürtükleyince yerinden kalkar. Elini yüzünü yıkamadan obanın o ucundan bu ucuna, bu ucundan o ucuna gezip tozan, dedikodu yapan, kapı dinleyen, öğleye kadar gezen, öğleden sonra evine gelendir. Gördü ki hırsız köpek, büyük dana evini birbirine katmış, tavuk kümesi sığır damına dönmüş, komşularına seslenir: ‘Kız Zeliha, Zübeyde, Ürüveyde, Can Kız, Can Paşa, Ayna Melek, Kutlu Melek! Ölmeye, yitmeye gitmemiştim. Yatacak yerim gene bu harap olası evdi. N’olurdu benim evime biraz bakaydınız; komşu hakkı Tanrı hakkı!‘ diye söylenir. Bunun gibisinin bebekleri yetişmesin, ocağına bunun gibi avrat gelmesin!

Geldik DENİLDİĞİNDEN DE BAYAĞI OLAN KADINA! Evine uzak kırdan, yabandan bir hatırlı konuk gelse, kocası evde olsa, ona dese ki, ‘Kalk ekmek getir de yiyelim, bu da yesin! Pişmiş ekmeğin kalanı olmaz, yemek gerektir‘ dese, kadın, ‘Neyleyeyim, bu yıkılası evde un yok, elek yok, deve değirmenden gelmedi. Ne gelirse benim sağrıma gelsin!‘ diyerek elini kıçına vurur. Yüzünü öteye, arkasını kocasına döndürür. Bin söylesen birini almaz, kocasını dinlemez. O, Nuh Peygamberin eşeği aslındandır. Ondan da sizi Hân’ım, Allah saklasın! Ocağınıza böyle kadın gelmesin!”

Dede Korkut’un mukaddimesinin en başında yer verdiği ve ideal Türk kadınını ifade ettiği son grup ise şöyledir:

EVİN DAYAĞI/DİREĞİ odur ki, kırdan uzaktan eve bir konuk gelse, er adam evde olmasa, onu yedirir, içirir, ağırlar, azizler gönderir. O, Ayşe Fatma soyudur Hân’ım. Onun bebekleri büyüsün. Ocağına bunun gibi avrat gelsin!

Dede Korkut’un, hikayelerinde Burla Hatun, Banu Çiçek ve Selcen Hatun gibi karakterlerle anlattığı bu kadınlar, soylu ve erdemli, evinin/ocağının sorumluluğunu taşıyan iyi bir anne, at binen kılıç kuşanan cesur, dürüst ve konuksever, aynı zamanda kocasının kendisine akıl danışıp sığınabildiği iyi birer eştir.

Anlatılan hikayelerin içerisinde kötü huylu bir kadın karakterinin yer almamasını, kadının Türk aile ve toplumundaki bütünleyici rolünü pekiştirmek ve bu maddi/manevi değerin korunmasıyla sürdürülmesi amacının güdülmesine bağlayabiliriz.


Kaynak; Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, İstanbul: Boğaziçi Yay., 1984.

Dede Korkut Kitabı’na Göre Kadınlar
5 (100%) 15 vote[s]

Cevap Yaz

Yorumunuzu Girin
Adınızı Girin